Psikopatlık ve Serotonin Bağlantısı

Psikopatların tedavisinde psikoterapi faydalı olmamaktadır çünkü psikopatlar davranışlarının çoğunun uyumsuz ve antisosyal olduğunun farkında olmayan, suçluluk hissetmeyen, kimseye güvenmeyen, sorumsuz veya tecrübeli yalancılardır (Bateman & Fonagy, 2000)

Psikoterapinin nispeten faydasız olmasından dolayı doktorlar beyindeki serotonin seviyesini yükselten antidepresanlar da dahil olmak üzere çeşitli ilaçlar denedi. Şu anda araştırmacılar beyindeki serotonin seviyesindeki bir anormalliğin, kişilik bozukluklarında görülen düşünmeden yapılmış, saldırgan ve kendine zararlı davranışların sebebi olabileceğini düşünüyor (Coccaro & Kavuoussi, 1997). Bu mantığı izleyen araştırmacılar, birincil faaliyeti serotonin seviyesini yükseltmek olan bazı yeni ilaçları kullanıyor. Bu ilaçları çoğunuz duymuşsunuzdur fakat buradan söyleyemiyoruz. 8 hafta boyunca bu ilaçlardan kullanan hastalarda belirgin bir düzelme gözlemlenmiştir. Ancak ilaç alımı durunca saldırgan davranışlar tekrar ortaya çıkıyor.

Önemli sorulardan bir tanesi psikopatların zaman içinde iyileşip iyileşemediğidir. 71 psikopat üzerinde 29 yıl süren bir takip çalışması sonucu sadece %31’i iyileşme göstermeye devam etti; geriye kalan %69’unda iyileşme olmadığı gibi artış da oldu. Araştırmacılar, antisosyal kişilik bozukluğu olan hastaların üçte ikisinden fazlası için bu hastalığın sürekli tedavi gerektirebilen, devamlı, nispeten sabit, uzun süreli bir problem olduğu sonucuna varıyor (Parker, 2000)

İNSAN NASIL PSİKOPAT OLUR?

1- Psikososyal faktörler:
– Anne babaların kontrol etmekte zorlandığı saldırgan, anne babaya itaatsiz, sürekli yalan söyleyen ve antisosyal bir çocukluk geçirilmesi.
– Fiziksel veya cinsel taciz (Psikopat olanların %59-%70 oranında taciz edildiği saptanmıştır -Ruegg & Frances, 1995)

2- Biyolojik faktörler:
– Genetik olarak %30-%50 (Thapar & McGuffin, 1993).
– Nörolojik olarak ise şöyle bir veri bulunmakta: Psikopat olanların %11’inin beynindeki prefrontal kortekslerinde %11 oranında daha az hücre bulunuyor (Raine et al, 2000). Bu bölgenin hasar görmesi de etkenlerden biri.

(Kaynak: Rod Plotnik, Psikolojiye Giriş, 2007)

Thetahealing’de beynin her iki lobunun dengelenmesi, serotonin hormonunun dengelenmesi, beyin kimsayallarının dengelenmesi ile ilgili terapiler bu yüzden önemlidir.

Reklamlar

Published by

Yeşim Kuzu

Başarılı bir okul hayatından sonra iş hayatında da başarılı olmayı kendime görev edinmiştim. Ta ki bu süreçte zaman zaman başarısızlıklar yaşayıp hayal kırıklığına uğrayıncaya kadar. Başarının benim görevim olmadığını anlayana kadar. Ben de hayatımdaki negatif kayıtları değiştirmeye karar verdim. Böylelikle kişisel değişim serüvenim başladı.